Sözcükte Anlam Konu Anlatımı

Sözcükte Anlam

Bir sözcüğün aklımıza gelen ilk anlamıdır.

Yalın ve sade anlatımlarda çoğunlukla gerçek anlam olur.

Gerçek anlamda anlam derinliği olmaz.

Örnekler

Güneş görmeyen evleri, kış aylarında oldukça soğuktu.

Büyük ama hafif eşyaları sırtına atmış, güya zorlanıyordu.

Baloda kendine uygun bir kıyafet bulamayınca mağazadan ayrıldı.

Herkesi uyardıktan sonra adımlarını vura vura ana güverteye çıktı.

Bilgi: Yukarıdaki cümlelerde altı çizili sözcükler akla gelen ilk anlamda kullanılmıştır bu nedenle gerçek anlamlıdır.

Bir sözcüğün aklımıza gelen ilk anlamından çıkıp yeni ve soyut anlamlar kazanmasıdır.

Dilimizin zenginliği mecazi anlamların çokluğuyla ilgilidir.

Özellikle sanatlı ifadelerde ve şiirlerde karşınıza çıkar.

Ayrıca deyimlerin çoğu da mecazlı anlatıma sahiptir.

Örnekler

Evine gelen misafirlere soğuk davranırdı.

“Isı” anlamından çıkıp “ilgisizlik” anlamına geçmiş.

Başkasını etkilemek istiyorsan içten konuşmalısın.

“Bir cismin sınırlarının dışında olmayan” anlamı yerine “samimi” anlamı kazanmış.

Soruları deneme sınama yoluyla çözemezsin.

“Başka bir yere gitmek için aşılan uzaklık” anlamından “yöntem” anlamına geçmiş.

Bu hayatta yaşadığımız acı tecrübeler bizim için derstir. (Tat alma duyusuyla ilgili bir ayrıntıdan çıkmış “sıkıntı, dert” anlamı kazanmış.)

Mecaz Anlamın Gerçek Anlamdan Farkı

Gerçek anlamda kullanılan bir kelime akla gelen ilk anlamı bildirir ancak mecaz anlamda yeni ve soyut bir anlam bildirir.

Kelimelerin tamamı gerçek anlamda olan bir cümle yalındır ancak kelimeleri mecaz anlam özelliği kazanmış cümle süslü anlatıma sahiptir.

“Boş” Kelimesini Gerçek ve Mecaz Anlamda Kullanalım

Getirilen tohumları boş saksılara ektik. (Gerçek Anlam)

Önemli bir sorunu dile getireceğini sandım ancak boş konuştu. (Mecaz Anlam)

“Film” Kelimesini Gerçek ve Mecaz Anlamda Kullanalım

Dün ailemle çok güzel bir film izledim. (Gerçek Anlam)

Onun ne filmler çevirdiğini gayet biliyorum. (Mecaz Anlam)

Not: Deyim ve atasözlerinin gerçek anlam örnekleri vardır ancak çoğu mecaz anlamlıdır.

Gerçek Anlamlı Deyim Örnekleri

Kimi kimsesi olmamak

Bir yolunu bulmak

Göz göze gelmek

Çoğu gitti azı kaldı

Mecaz Anlamlı Deyim Örnekleri

Açık kapı bırakmak

Ağzı kulaklarına varmak

Baltayı taşa vurmak

Başına çorap örmek

Çürük tahtaya basmak

Daldan dala konmak

Havanda su dövmek

Kanı kaynamak

Küplere binmek

Suyu bulandırmak

Gerçek Anlamlı Atasözü Örnekleri

Acele ile menzil alınmaz

Beterin beteri var

Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp

Misafir misafiri istemez, ev sahibi ikisini de

Zararın neresinden dönülürse kârdır

Eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmez

Mecaz Anlamlı Atasözü Örnekleri

Akacak kan damarda durmaz

Bir çöplükte iki horoz ötmez

Çivi çıkar ama yeri kalır

Dereyi geçerken at değiştirilmez

Kaçan balık büyük olur

Pilav yiyen kaşığını yanında taşır

Sözcüklerin cümlede kazandığı yeni ve farklı anlamlardır.

Özellikle mecazi anlamlar sayesinde çok anlamlılık meydana gelir.

Süslü anlatımlarda veya şiir gibi sanatlı ifadelerde karşınıza çıkar.

Bir sözcüğün kaç anlamda kullanıldığını soran sözcükte anlam sorularını çözmek için bu konuya hakim olmak gerekir.

Örnekler

“Göstermek” Sözcüğünü Değerlendirelim:

1. Karşıdaki parkta oturan yaşlı adamı bana gösterdi. (İşaret etmek)

2. Bu yaşadığımız olay benim haklı olduğumu göstermiyor mu? (Ortaya çıkarmak)

3. Kararsız olduğum zamanlarda onun görüşleri bana yol gösterir. (Işık tutmak, aydınlatmak)

“Keskin” Sözcüğünü Değerlendirelim:

1. Keskin bir makası eline alıp pantolonun paçasını düzeltmeye başladı. (Kesici)

2. Dışarıdaki keskin soğuğa rağmen içerisi ideal bir ısı sunuyordu. (Sert, güçlü)

3. Çoban, keskin gözleriyle çevredeki canlılara bakıyordu. (İşlevini iyi yapan)

4. Olayların bu yönde gelişebileceğini önceden kestirebilmiştim. (Ön görmek, sezmek)

“Bayılmak” Sözcüğünü Değerlendirelim:

1. Başına yediği darbeden dolayı bayılmış (Bilincini yitirmek)

2. Annemin yaptığı mantıya bayılırım. (Beğenmek)

3. Özel üniversiteye binlerce lira bayılmış. (Ödemek)

“Garip” Sözcüğüne de Bakalım:

1. Bizden yemek isteyen bir garipti. (Kimi, kimsesi olmayan)

2. Şairin garip bir üslubu vardı. (Alışılmamış)

3. Bu şekilde konuşmasını garip buldum. (Yadırgamak, tuhaf bulmak)

Günlük yaşamın dışında kullanılan ve bilim, sanat, spor, edebiyat, coğrafya gibi alanlara ait olan sözcüklerdir.

Terim anlamdaki bir sözcüğü açıklamak genelde daha uzundur çünkü daha çok bilgi gerektirir.

Genellikle meslek alanlarda veya makale türündeki yazılarda kullanılır.

Örnekler

Üst güverteye çıkınca uzaktan gelen ışıkları gördü. (denizcilik terimi)

Düzenli günlük tutan bir insan, diğerlerine göre kendini daha iyi tanır. (edebiyat terimi)

Dünya gündemini meşgul eden ışıklı cisimler, aslında atmosfere girdiği için yanan gök taşlarıymış. (coğrafya ve uzay terimleri)

Niteleme sıfatları, isimlerin önüne gelerek onların anlamlarını etkiler. (Dil bilgisi terimi)

Yazılışları farklı, anlamları aynı olan sözcüklerdir.

Birbirinin yerine kullanmak mümkün.

Örnekler

Öykülerindeki betimlemeleri o kadar gerçekçi ki yazılarını okurken sanki sizi olayın geçtiği mekânda gezdiriyor. (tasvir)

Misafirlere karşı saygısızca konuşan çocuk, sonunda hatasını anlamış. (konuk)

Türkiye’ye gelen heyet çalışmaların iyi gittiğini açıkladı. (kurul)

Hasanlara gidip bildiklerimi tüm detayıyla anlatacağım. (ayrıntı)

Uyarı: Deyim ve atasözleri kalıplaşmış yapılardır bu nedenle içindeki sözcükler eş anlamlılarıyla değişmez.

Eş anlamlı gibi görünen ama birbirlerinin yerini tam olarak tutmayan sözcüklerdir.

Anlam olarak birbirlerini çağrıştırsa da aynı anlamı bildirmez, o yüzden birbirlerinin yerine kullanılamaz.

Örnekler

Beklemek – durmak

Gece – karanlık

Tutmak – yakalamak

Dövüşmek – savaşmak

Eş – dost

Yalan – yanlış

Doğru – dürüst

Kılık – kıyafet

Anlamca birbirlerinin karşıtı olan sözcüklerdir

Bunları olumsuz anlamlarla karıştırmayın.

Mesela “uyumak” sözcüğünün zıddı “uyumamak” değil “uyanmak” sözcüğüdür.

Örnekler

Evine yakın bir özel okulda lise eğitimini almaya başladı. (uzak)

Konser çıkışı arkadaşlarla çorba içmeye gittik. (giriş)

Sıkıştığı anda ağlamaya başlar, üzerine gelenleri etkilemeye çalışırdı. (gidenleri)

Biraz yürüdükten sonra kendimizi kır bahçesinin içinde bulduk. (dışında)

Yazılışları aynı fakat anlamları farklı olan sözcüklerdir.

Dikkat: İki sözcük arasında sesteş ilgisi kurulması için ikisi de gerçek anlamlı olmalı ama arada herhangi bir anlamsal bağın da olmaması gerekir.

Örnekler

“Yan”

Su şişeleri yan yatırılıp bahçe süslemesi için kullanılacak.

Sobadaki kuru odunlar kısa sürede yandı.

“Kat”

Halamlar beşinci katta kalıyor.

Çayıma şeker katmıyorum.

“Kara”

Pantolonunda karaya çalan irili ufaklı lekeler vardı.

İki saatlik yolculuktan sonra karaya adım attık.

“Dolu”

İçi su dolu havuzu yarım saatte boşalttılar.

Az sonra dolu yağmaya başladı.

Beş duyu organlarından biriyle (görme, işitme, koklama, tatma veya dokunma) algıladığımız sözcükler somut, algılayamadıklarımız ise soyut anlamlıdır.

Örnekler

Görevlinin getirdiği poşette eski kitaplar vardı. (Somut Anlam)

İş arkadaşlarımdan tek isteğim, huzursuzluk ve tartışma ortamı olmadan rahatça çalışmak. (Soyut Anlam)

Şoförün refleksi sayesinde minibüs kaza yapmaktan son anda kurtuldu. (Somut Anlam)

Her insanın kendini yeterli gördüğü bir alan vardır. (Soyut Anlam)

Ölçülebilen anlamlar nicel, ölçülemeyen anlamlar niteldir.

Bir sözcük kullanıma göre nicel ve nitel anlam kazanabiliyorsa nitel anlamı çoğunlukla anlam genişlemesi yoluyla mecazdır.

Örnekler

Yazarlığa yönelen gençlerin öncelikle kendi edebiyatı ve eserleri hakkında derin bir bilgi birikimine sahip olmaları, sonra dünya klasiklerine yönelmeleri gerekir. (Nitel Anlam)

Hava sıcaklığının ani düşüşü ağaçtaki meyvelere zarar verdi ayrıca kalan meyveleri de kuşlar yemiş. (Nicel Anlam)

Arabayı hiçbir zaman hızlı sürmez çünkü yasal hız sınırlarına dikkat ederdi. (Nicel Anlam)

Günümüz insanlarının en büyük sorunlarından biri de hayatı hızlı yaşamaktır. (Nitel Anlam)

Bir sözcüğü benzetme amacı olmadan başka bir sözcük yerine kullanmaktır.

Örnekler

Odasına geçmiş, Yunus Emre‘yi okuyordu. (Yunus Emre ile şiirleri kastedilmiştir.)

Kereste fabrikasındaki yangın mahalleyi korkuttu. (Mahalle ile mahalle insanı kastedilmiştir.)

Salgın sebebiyle Batı oldukça perişan durumda. (Batı ile Avrupa ya da Amerika kastedilmiştir.)

Çok acıktığım için iki tabak bitirdim. (Tabakla içindeki yemek kastedilmiş.)

Bir sözcüğün birden fazla sözcükle ifade edilmesidir.

Genellikle sıfat ya da ad tamlaması halindedir

Benzetme, toplum tarafından kabul görme, şan, şöhret gibi anlamlar vardır.

Örnekler

Ulu Önder (Atatürk)

Yavru Vatan (Kıbrıs)

File bekçisi (kaleci)

Yedinci sanat (sinema)

Kara elmas (kömür)

Bir duyuyla ilgili bir ayrıntının başka bir duyuya aktarılmasıdır.

Mesela tatma duyusu için kullanılan “acı” sözcüğü “acı çığlık” ifadesinde duyma duyusuna aktarılmıştır.

Örnekler

Apartmanın çardağında toplanan kadınlar Melek Hanım’ın kadife sesi karşısında adeta büyülenirdi. (Dokunma duyusu, duyma duyusuna aktarılmıştır.)

Tencereyi açınca keskin sarımsak kokusu odayı sardı. (Dokuma duyusuyla ilgili olan “keskin” sözcüğü koklama duyusuna aktarılmış.)

Sokaktaki köpeğin acı çığlığı, çevresindeki insanları endişelendirmişti. (Tatma duyusuna ait olan “acı” sözcüğü, çığlıkla bütünleşerek duyma duyusuna aktarılmış.)

Tabloda turuncu ve kırmızı gibi sıcak renklere ağırlık vermiş. (Dokunma duyusuyla ilgili bir ayrıntı olan “sıcak” kelimesi “renkler” sözcüğüyle tamlama kurarak görme duyusuna aktarılmış.)

Doğanın ses yoluyla taklit edilmesidir.

Örnekler

Pat, küt, cızırtı, şırıl şırıl, fokur fokur, miyavlamak, havlamak, horuldamak, gürül gürül…

Not: Yukarıdaki örneklerde gördüğünüz gibi yansıma sözcükler tek sözcük ya da ikileme halinde karşınıza çıkar.

Uyarı: Kükremek, kişnemek ya da ötmek sözcükleri ses taklidi olmadığı; parıl parıl, pırıl pırıl, ışıl ışıl gibi sözcükler ise görme organıyla algılandığı için yansıma değildir.

İki sözcüğü kalıplaşmış olarak ve yan yana kullandığımız sözcük gruplarıdır.

Örnekler

Arabanın camına iri iri yağmur damlaları iniyordu.

Ben ucuz mucuz anlamam kaliteli olsun, ona bakarım.

Kuruluşu Yönüyle İkilemeler

Eş anlamlı sözcüklerden oluşanlar: mutlu mesut, ses seda, laf söz…

Zıt anlamlı sözcükten oluşanlar: aşağı yukarı, ileri geri, iyi kötü…

Yakın anlamlı sözcüklerden oluşanlar: eş dost, yalan yanlış, kılık kıyafet…

İki anlamsız sözcükten oluşanlar: ıvır zıvır, abuk sabuk, apar topar…

Biri anlamlı biri anlamsız sözcükten oluşanlar: eski püskü, eğri büğrü, ufak tefek…

Yansıma sözcüklerden oluşanlar: şırıl şırıl, gürül gürül, fokur fokur…

Kelime tekrarı ile oluşanlar: hızlı hızlı, sıcak sıcak, beşer beşer…

Uyarı: İkilemeleri her zaman ayrı yazarız ve ikilemeyi oluşturan sözcükler arasında herhangi bir noktalama işareti olmaz.

Birden fazla sözcükten oluşan kalıplaşmış ifadelerdir

Anlatıma zenginlik katmak için kullanırız.

Çoğu mecaz anlamlıdır.

Herhangi bir öğüt anlamı içermemesi atasözlerinden ayrılan yönüdür.

Örnekler

Açık sözlü biri olduğu için haksızlık karşısında kim olursa olsun sözünü esirgemez, konuşmaktan çekinmezdi.

İçinde kil toprak oyun alanı, sera, kümes ve midilli atı olan çocuk oyun parkı çeşitli etkinlikleriyle sadece çocukların değil yetişkinlerin de dikkatini çekmiş.

Eksik bilgiler olduğu için evrakı imzalamayı uygun görmedi.

Annesinin gönlünü almak için mutfakta ona yardım ediyordu.

Sebebi belli olmayan olaylar üzerinde kafa yormaktan kaçınırdı.

“Kaçmak” Sözcüğünün Örneklere Göre Hangi Anlamlar Kazandığını Yorumlayalım:

Köpeğin havlamasıyla bağırarak kaçtı ancak yardım edecek kimseyi bulamadı. (Kurtulmak, koşmak)

Okuldan kaçan öğrencileri tek tek tespit edip ailelere söyledi. (Gizlice ayrılmak)

Bir lokantada magazin gazetecilerini gören ünlü sanatçı, onlardan köşe bucak kaçtı. (Kimseye görünmemek için çaba harcamak)

Başarı yolunda mücadeleye girmekten kaçmam hatta tüm gücümle çalışırım. (Çekinmek, korkmak, sakınmak)

Kazağın boyun kısmındaki ipin içe kaçması yüzünden gün boyu rahatsız oldum. (İplik, tüyün kopması, çıkması)


Sıkça Sorulan Sorular

8. sınıf sözcükte anlam neleri kapsar?

Sözcükte anlam konusunun alt başlıkları şunlardır: Gerçek Anlam, Mecaz Anlam, Çok Anlamlılık, Terim Anlam, Eş Anlam, Yakın Anlam, Zıt (Karşıt Anlam), Eş Sesli (Sesteş) Sözcükler, Somut ve Soyut Anlam, Nicel ve Nitel Anlam, Ad Aktarması (Mecazı Mürsel), Dolaylama, Duyular Arası Aktarma, Yansıma Sözcükler, İkilemeler, Deyimler ayrıca Sözcük ve Söz Gruplarının Cümlede Kazandığı Anlam.

8. sınıf sözcükte anlam LGS’de çıkar mı?

LGS sınavında sözcükte anlam konusuyla ilgili dalgalanmalar olur ancak 2018-2023 yılları arası bu konudan her sene soru çıkmıştır.

Sözcükte anlam hangi sınıflarda işleniyor?

Sözcükte anlam ilkokuldan itibaren işlenmeye başlar, ortaokul ve lisede devam eder. Hatta sözcükte anlam konusuyla ilgili üniversite sınavlarında soru çıkmıştır.

Kelime ile sözcük aynı şey mi?

Evet, bu iki sözcük eş anlamlıdır.

8. sınıf yan anlam nedir?

Bir sözcüğün temel anlamından tamamen uzaklaşmadan kazandığı yeni anlamlardır.
Örnek: Ateşlenen çocuğu hemen hastaneye götürdü.


Bu notu indirmek için tıklayınız.

Yorum yapın