Anlamca Çelişen Sözcüklerin Kullanılması

Bazen “çelişkili ifade” kavramına günlük konuşmalarda rastlamışızdır. Farklı söylemlerde, birbirinin aksini ifade eden konuşmalar için “çelişkili” deriz ancak bu kavram anlatım bozukluğu için tam olarak böyle değildir. İşte, oldukça basit olan “çelişki” konusu ve açıklamalı örnekleri:

Anlamca Çelişen Sözcüklerin Kullanılması

Anlamca çelişen sözcüklerin kullanılması cümleyi tutarsız bir duruma düşürür. Bu yapıdaki cümlelerde genellikle bir tarafta kesinlik anlamı bildiren sözcük, diğer tarafta ise olasılık ya da tahmin anlamı bildiren sözcükler bulunur. Bu sözcüklerin yer aldığı cümleler kapalı anlam, çelişkili ifade, tutarsız ve belirsiz olur. Bu da cümleyi ikili anlama sürükler.

Mesela bir cümlede “mutlaka” ile “belki” sözcüklerinin olduğunu düşünelim. Bu sözcüklerden ilki kesinlik, ikincisi olasılık anlamı bildirdiği için anlatım bozukluğuna neden olur.

Örnekler

Açıklama: “Kesinlikle” ile “düşünüyorum” sözcükleri arasında çelişki vardır. Bunlardan birinin çıkarılması gerekir. O yüzden cümleyi iki şekilde düzeltmek mümkün:
1) Bizim takım kesinlikle üst tura çıkacak.
2) Bizim takımın üst tura çıkacağını düşünüyorum.

Açıklama: Cümlede emin olma anlamı bildiren “yanılmıyorsam” sözcüğü ile değerlendirme anlamı bildiren “tahmin ediyorum” sözcükleri arasında çelişki vardır. Cümleyi şu şekillerde düzeltiriz.
1) Yanılmıyorsam derginin ikinci sayısı önümüzdeki günlerde çıkacak.
2) Derginin ikinci sayısının önümüzdeki günlerde çıkacağını tahmin ediyorum.

Açıklama: Bitişik yazılan “herhâlde” sözcüğü ihtimal anlamı, ayrı yazılan “her hâlde” sözcüğü kesinlik anlamı bildirir. Yukarıdaki cümlede de ayrı yazılmış. Devamında gelen “düşünüyorum” sözcüğü de tahmin anlamı bildirir. Aralarında çelişki olmuştur.

Düzeltme:
1) Ödeme yaptıysa çocukları kursa her hâlde getirecektir.
2) Ödeme yaptıysa çocukları kursa getireceğini düşünüyorum.

Açıklama: “Zannediyorum” (tahmin anlamı) ile “mutlaka” (kesinlik anlamı) sözcükleri arasında çelişki çıkmıştır.

Düzeltme:
Zannediyorum bu çalışmalarımız sonuç verecektir.
Bu çalışmalarımız mutlaka sonuç verecektir.

Açıklama: “Aşağı yukarı” (tahmin anlamı) ile “tam” (kesinlik anlamı) arasında çelişki vardır.

Düzeltme:
Orada aşağı yukarı yedi yıl kaldıktan sonra tayinim çıkmıştı.
Orada tam yedi yıl kaldıktan sonra tayinim çıkmıştı.

Düzeltme:
İşlerin aksamasında en önemli sebep muhakkak ki personel yetersizliğidir.
İşlerin aksamasında en önemli sebep personel yetersizliği olabilir.

Düzeltme:
Hareketli sahneler olsaydı film şüphesiz ki daha çok ilgi görürdü.
Hareketli sahneler olsaydı film daha çok ilgi görebilirdi.

Düzeltme:
Galiba kendini affettirmek için yanıma gelecek.
Kendini affettirmek için yanıma mutlaka gelecek.

Düzeltme:
Mülakatta yaptığım konuşmam etkili olabilir.
Mülakatta yaptığım konuşmam eminim etkili olacak.

Düzeltme:
Elbette
akşamki yemeğe katılacağım.
Akşamki yemeğe katılabilirim.

Dikkat: Zıt anlamlı sözcüklerin kullanımı çelişkiye sebep olmaz.

Örnek: O kadar karışık duygular içindeydi ki bir yandan sevinirken bir yandan da üzülürdü.


Sıkça Sorulan Sorular

Kelimenin yanlış yerde kullanılması nasıl bir anlatım bozukluğuna yol açar?

Genellikle zarf görevinde olması gereken bir sözcüğün isimden önce gelerek sıfatmış gibi kullanılması bu tür anlatım bozukluğunu doğurur. Örneğin “Çok başım ağrıyor.” cümlesinde “çok” sözcüğün sıfat değil zarf olması gerekir. O yüzden “ağrıyor yükleminden hemen önce gelmesi gerekir.

Zıt anlam, çelişkiye neden olur mu?

İyi-kötü, güzel-çirkin, temiz-kirli… gibi zıt anlamlı sözcüklerin birlikte kullanımı çelişkiye, dolayısıyla anlatım bozukluğuna neden olmaz.

Anlamca çelişen sözcükler anlatımı neden bozar?

Anlam belirsizliğine sebep olduğu için cümleyi kuran kişi, düşüncelerini sağlıklı bir şekilde ifade edemez.

“Anlamca Çelişen Sözcüklerin Kullanılması” üzerine 4 yorum

Yorum yapın